verimlilik bloğu :

Gerçekten Önemli Olan Ne?

Bir bankada müşteri ilişkileri temsilcisi olarak görev yapmaktaydı. Üst yönetimin çok önem verdiği bir hedef vardı : Her ay en az 3 adet potansiyel kredi müşterisi bularak, kredi komitesine bu firmaları sunmak…Toplantı tarihine bir kaç gün kala, 3 adet firmayı bulmuş ve bunlardan birini komiteye sunacak şekilde ön hazırlıklarını yapmıştı. Az zamanı kaldığı için ikinci firmanın hazırlıklarına başladı. O esnada şube müdürü yanına gelip “ne yaptığını” sordu. Komite için bulduğu 3 firmanın mali analizini yaptığını, “bir firmanın hazırlıklarının bittiğini diğer iki firmayı yetiştirmeye çalıştığını” söyledi. Şube müdürü bu 3 firma ile ilgili ne düşündüğünü sordu. “Mali analizini yaptığım firmanın kredi değerliliğine çok inanıyorum, diğer ikisinden  hiç emin değilim” dedi. Şube müdürü “ben de senin gibi düşünüyorum, sadece bize verilen bir hedefi tamamlamak uğruna inanmadığımız bir işi yapmak doğru değil” dedi. “Bu nedenle bu ay sadece tek bir firmayı götürelim” diye devam etti. Arkadaşımız “en az 3 adet firma olmazsa toplantıda zor durumda kalacaklarından, bölge müdürlerinin bu durumdan pek hoşnut olmayabileceğinden” bahsetti. Şube müdürü kararlıydı: “Bütün sorumluluk bende, bizim şu anda bankamıza yapabileceğimiz en önemli katkı  bu değil” dedi. “İnanmadığımız bu iş nedeni ile hem kendi zamanımızı, hem de üst yönetimin zamanını boşa harcamış olacağız. Onun yerine bugünü, bizim için çok daha önemli olan, yeni müşteri ziyareti yapmak ile geçirebilirsin” dedi.

Yukarıdaki kısa hikayeyi eğitimime katılan bir bankacıdan dinledim. “Toplantı sonunda herhangi bir sorun yaşamadıkları gibi üst yönetimin kendilerine teşekkür ettiğini” söyledi.

“Gerçekten önemli olan ne ?” sorusunu kendimize sorup, aksiyon almak, risk almayı gerektirir. Şube müdürü daha garantili ve az riskli olan yolu tercih etmedi. Çünkü sürekli bu soruyu kendisine sormayı ve en önemli olana odaklanmayı alışkanlık haline getirmişti. Bunu yaparken bütün riskleri de göze almıştı. Onu güdüleyen şey başkalarını memnun etmek değil o anda gerçekten en önemli olana odaklanmaktı.

Şube müdürü ekibinin boş yere zaman harcamasını önleyen bu tür kararları alırken kendine güveniyordu. Bu içi boş bir güven değildi. Çünkü şube, satış hedeflerinin çok önemli bir kısmını başarı ile gerçekleştirmişti. Aslında bu başarının arkasında da “gerçekten önemli olan ne ?” sorusunun yarattığı pozitif sarmal vardır. Çünkü bu soruyu sorup, gereğini her şeyi göze alarak yerine getirdiğinizde, orta ve uzun vadede daha iyi sonuçlar almaya başlarsınız. Bu da kendinize daha çok güvenmenizi sağlar, kendine güvenmek de başarının anahtarlarından bir tanesidir. İşte bu şube müdürünün temel özelliklerinden bir tanesi de kısa vadeli göstermelik faydalar yerine her zaman orta ve uzun vadeli gerçekten önemli olana odaklanmasıdır.  Bu çok önemli bir irade göstergesidir.

Hayatımızda karşı karşıya kaldığımız seçenekler her zaman bizim kontrolümüzde değildir. Bizim kontrolümüzde olan neyi seçeceğimizdir ki biz buna özgür irade diyoruz. Bu bir çok insanın düşündüğünden daha büyük bir güçtür. Nasıl bir insan olacağımızı belirleyen seçimlerimizdir.

Önemsiz ve bir etkisi olmayan işleri yapmayı mı yoksa çizginin üzerinde gerçekten katma değeri olan işleri mi tercih ediyorsunuz?

Facebook’ta zaman geçirmeyi mi, çocuğunuz ile yarım saat de olsa kaliteli vakit geçirmeyi mi tercih ediyorsunuz?

Televizyon seyretmeyi mi, spor yapmayı mı tercih ediyorsunuz?

Bütün gün gereksiz e-postalara bakmayı mı, size veya çalıştığımız kuruma gerçekten faydalı olacak bir proje üzerinde mi çalışmayı tercih ediyorsunuz?


Bütün blog yazılarını görün »

YAZILARIMI TAKİP EDİN: Üye Olun | FACEBOOK | twitter

FOTOĞRAFLARIMI TAKİP EDİN:FLICKR | INSTAGRAM